Taner Akçakanat - Geçmiş Yaşam Çalışması (Anda Yaşama Çalışması) - 0532 293 2302
Ana sayfa| Üyelik | EN

Blog Yazılarım

Doğru Beslenmek ve Vitaminler

Depresyon Salgını mı var ?.


Makale 1.)

 DEPRESYON SALGINI MI VAR?

Bu yazı yarınki Hürriyet gazetesinde Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'nun köşesinden...

Bir önceki "HİÇBİR BİTKİSEL BESİN B12 VİTAMİNİ İÇERMİYOR!" başlıklı gönderide Sağlıklı Yaşıyoruz® notuna "B12 vermeyenler mutluluk haplarını çok kolay veriyorlar"diye yazmıştım. Bu da üstüne cuk geldi.

Sağlıklı Yaşıyoruz Danışma Kurulu Üyesi Psikiyatrist Dr. Mutluhan İzmir Hocamızın "Antidepresan Tuzağı" ve "Yaramaz Çocukları İlaçlamayın" kitaplarını okumadıysanız mutlaka okuyun.

Bu girişin ardından Osman Hocanın yazısını okumaya geçebiliriz.

"DEPRESYONA yakalananların sayısında biraz artış olsa da bir depresyon salgını filan yok.

Problem farklı. Sorun bilinçsiz ve gereksiz antidepresan ilaç kullanımı. Bunun da değişik sebepleri var. İlki basit, sıradan hüzünleri, ufak tefek gönül kırgınlıkları, keyifsizlik ve mutsuzlukları bile biz doktorların anında “klinik depresyon” diye damgalamamız. Başkaları da var: Bu riskli ilaçlar doktorlara danışmadan eş-dost tavsiyeleri ile de kullanılabiliyor. Antidepresan hapların eczanelerden reçetesiz ve kolayca satın alınabiliyor olmaları da mühim bir sorun. Daha da önemlisi doktorlarımızın gereğinden fazla antidepresan kullanma eğiliminde olmaları. Diğer taraftan herhangi bir antidepresan ilacı yazabilmesi için o doktorun psikiyatrist hadi bilemediniz iç hastalıkları uzmanı olmasına da gerek yok. Branşı ne olursa olsun her doktor reçetesine bu ilaçları yazabiliyor. Ayrıca depresyonda tek tedavi yönteminin ilaç yutmak olmadığını da bilmiyoruz. Oysa sadece psikoterapilerle iyileşebilenler var. Hatta doğal bazı şifa yaklaşımları (meditasyon, yoga) ya da desteklerle (SAM-e, omega-3, B12, magnezyum) de basit ve sıradan ruhsal çökkünlüklerle baş etmemiz mümkün. İşte bütün bunlar yapılmadığı için “dünya antidepresan kullanma şampiyonu” gibi olduk. Neredeyse her on vatandaşımızdan biri antidepresan hap yutar hale geldi. Antidepresan ilaçlarının satışları her yıl katlanarak büyüdü. Satışların sadece son beş yılda % 70 arttığı düşünülürse konunun önemi daha iyi anlaşılacaktır."

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/…/depresyon-salgini-mi-var-40522…


Makale 2)

DEPRESYON TEDAVİSİNDE B12 VE MAGNEZYUM ÇOK ÖNEMLİ!

Depresyonun ortaya çıkış mekanizması ile ilgili birçok hipotez olmasına rağmen tam olarak bilinmemektedir. Serotonin hipotezi, Pantotenik asit, vitamin B12 gibi vitamin ve mineral eksiklikleri bu hipotezlerdendir.

Son yıllardaki çalışmalar beyinin en güçlü uyaran kimyasalı olan glutamatın etkinliğindeki bozukluğa (NMDA reseptör hipotezi) işaret etmektedir. Glutamatın etki göstermesi için kullandığu özel bir kapıdır NMDA reseptörü. Bu reseptörün çalışabilmesi için ortamda magnezyum, kalsiyum, sodyum ve çinko bulunmalıdır. Magnezyumun sakinleştirici etkisi bu reseptörler üzerinden çalışmaktadır.

Depresyonda NMDA reseptörlerinde uygunsuz deşarj olmaktadır. Uygunsuz deşarjı düzeltmek için bir tür kapatıp-açmak gerekmektedir. Ameliyat öncesi hastayı uyutmak için kullanılan Ketamin kimyasalı işte bu kapatıp-açma işini yapmaktadır. Bu nedenle de 2012 yılından bu yana tedaviye dirençli depresyonun tedavisinde kullanılmaktadır. Depresyonun ilaç ile tedavisinde en önemli problem, antidepresan ilaçların etki gösterebilmesi için 4-8 hafta gibi belli bir süreye ihtiyaç olmasıdır. Bunun yanı sıra ilaca yanıt vermeyen hastalar da bulunmaktadır. İşte bu süreç ketamin ile aşılabilmektedir.

Yapılan bir çalışmada ketaminin etki gösterebilmesi için kan B12 seviyesi yeterli olması gerektiği görülmüştür. Homosistein, folik asit düzeyleri ile yaş, hastalığın süresi gibi klinik faktörler açısından uygulamaya cevap verenlerle vermeyenler arasında bir fark görülmemiş. Çalışmayı yapan araştırmacılar bu sonucu genelleyerek depresyon tedavisine yanıt alınabilmesi için kan B12 seviyesinin yüksek olması gerektiğini söylemektedirler.

Prof. Dr. Nazan Uysal Harzadın - Psk. Nurçin Çağlar

Sağlıklı Yaşıyoruz®

Kaynaklar:

(1) Ghasemi M, Phillips C, Fahimi A, McNerney MW, Salehi A. Mechanisms of action and clinical efficacy of NMDA receptor modulators in mood disorders. Neurosci Biobehav Rev. 2017 Sep;80:555-572. doi: 10.1016/j.neubiorev.2017.07.002. Epub 2017 Jul 13.

(2) F Zorumski P Nagele, S Mennerick, CR Conway, Treatment-Resistant Major Depression: Rationale for NMDA Receptors as Targets and Nitrous Oxide as Therapy. Front Psychiatry. 2015; 6: 172. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4673867/

(3) http://www.tandfonline.com/doi/abs/10.1080/13651501.2017.1297834?scroll=top&needAccess=true&journalCode=ijpc20

(4) https://www.researchgate.net/publication/248705492_Vitamin_B12_Level_may_be_Related_to_the_Efficacy_of_Single_Ketamine_Infusion_in_Bipolar_Depression

Araştırma kaynağı:

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/23846402

 

Makale 3.)

VİTAMİN NOKSANLIĞI DEPRESYONA SOKAR MI?
OMEGA-3 EKSİKLİĞİ DEPRESYONU TETİKLER Mİ?

Bu yazı bugünkü Hürriyet gazetesinde Prof. Dr. Osman Müftüoğlu'nun köşesinden... Depresyonun altında beslenmeden kaynaklanan eksikliklerin yattığını dile getiren bir yazı olması nedeniyle keyifle paylaşıyoruz.

Osman Hoca da bizim yıllardır Canan Hocanın önerisiyle kullandığımız; D Vitamini + B12 Vitamini + Omega-3 takviyelerini öneriyor.

Biz 4 yıldır her gün 3 gram EPA + DHA içeren Omega-3 alıyoruz ve D Vitamini düzeyimizi 100 ng/ml, B12 Vitaminimizi de 800-1000 pg/ml düzeyinde tutmak için çaba harcıyoruz.

Herkese sağlıklı beslendikleri antidepresansız günler diliyoruz. Her zaman diyoruz ya "Beslenme yanlışsa ilacın yararı yok, beslenme doğruysa ilaca gerek yok!"

Sağlıklı Yaşıyoruz®

"VİTAMİN NOKSANLIĞI DEPRESYONA SOKAR MI?

Şu gayet net: D ve B12 vitamini noksanlıklarında depresyona yakalanma ihtimali artıyor. B6 vitamini noksanlığının da depresyonu tetiklemesi mümkün.

Bizde özellikle D ve B12 vitamini eksikliği yaygın görülen iki sorun. Belki biraz da bu nedenle depresyonun sık görüldüğü bir ülke olduk. Bana göre depresyonun belirtilerini hisseden herkesin gidip bir B12 ve D vitamini ölçümü yaptırmasında fayda var.

OMEGA-3 EKSİKLİĞİ DEPRESYONU TETİKLER Mİ?

Tetikler! Omega-3 fakirleşmesi ile depresyon arasındaki bağlantı çok iyi bilinen bir ilişkidir. Beynin yüzde 60’ının yağdan oluştuğu, bu yağların büyükçe bir bölümünü de omega-3 yağlarının, özellikle de DHA’nın meydana getirdiği dikkate alınırsa, bu ilişki hiç şaşırtıcı değil.

Zaten böyle olduğu için ruh sağlığı uzmanlarının çoğu depresyon tedavisinde destek olarak omega-3 haplarından istifade etmeye başladı. Yüksek doz omega-3, hele hele DHA desteği depresyon tedavisinde önemli bir ek destek sağlayabiliyor.

Doğum sonrasında gelişen ani ve ağır depresyon ataklarının da annedeki omega-3 noksanlığı ile bağlantılı olduğu belirtiliyor.

HORMON DENGESİZLİĞİ DEPRESYON YAPAR MI?

Yapar! Özellikle tiroit hormonu eksikliği (hipotiroidi) ile depresyon arasında net ve açık bir bağlantı var. Ayrıca metabolik sendromlular yani insülin direncine paçasını kaptıranlar, az da olsa depresyon tehdidi altındalar. 
Bunlarda da tekrarlayan reaktif hipoglisemi ataklarının depresyonu tetikleyen bir sorun olduğu kabul ediliyor. Ayrıca depresyonlularda kortizol seviyelerinin yüksek bulunması da ciddi ve düşündürücü bir işaret.

UYKUSUZLUK DEPRESYONA YOL AÇAR MI?

Açar! Burada da bir çeşit “tavuk-yumurta” ilişkisi var. Uykusuzluğun depresyona yol açabileceğini de, depresyonun uyku bozukluklarının nedeni olabileceğini de çok iyi biliyoruz. 
Özellikle gecenin ortasında ya da sabahın çok erken bir saatinde “pat” diye ve de “cin gibi” uyanıveriyorsanız, uyku bölünmelerinden, gündüz uyuklamalarından yakınıyorsanız probleminizin arkasında gözden kaçmış bir depresyonun yatabileceğini lütfen unutmayın."

ÇOCUKLAR DA DEPRESYONA GİREBİLİYOR

Sadece yetişkinler değil çocuklar da depresyon illetine paçasını kaptırabiliyor. Çocuklardaki belirtiler ise yetişkinlerden biraz farklı oluyor. İşte örnekler...


- Alınganlık
- Kolay sinirlenme
- Kendini beğenmeme
- Konuşmada azalma
- Karar vermede zorlanma
- Ders başarısında düşme
- Sık sık hastalanma
- Gece korkuları
- Alt ıslatma

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/…/4-muhim-depresyon-sorusu-40523…


Makale 4

DEPRESYON BİR VİTAMİNLE TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

"Depresyonun pahalı olmayan, kolayca ulaşılabilecek, reçetesiz satılan bir takviyeyle iyileşebileceğini hiç düşünmüş müydünüz? Veya kronik kaygı durumundan, doğal stres azaltıcı maddeler içeren bazı yiyecekleri daha fazla tüketerek kurtulabileceğinizi? Okumaya devam edin şaşıracaksınız ve memnuniyet duyacaksınız.


DEPRESYON GELİŞMESİNİN ALTINDA B12 VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ OLDUĞU UZUN ZAMANDIR DÜŞÜNÜLÜYOR.


B12 hayatın temel yapı taşlarından birisi. Ve yıldızlı bir antidepresan. Hepimizin, kırmızı kan hücresi ve sinir hücresi zarı üretmek, DNA'mızın ifadesinin düzenlenmesi ve diğer çeşitli beyin ve vücut fonksiyonlarını yerine getirmek için B12'ye ihtiyacımız var. Beyni ve sinir sistemini korur, dinlenme ve ruh hali döngülerini düzenler ve bağışıklık sisteminin düzgün işlev görmesini sağlar. Ciddi eksiklik durumu sadece depresyona yol açmakla kalmaz, paranoya, sanrı, hafıza kaybına hatta idrar kaçırma, tat ve koku duyularının kaybolması ve en sonunda da beynin fiziksel olarak küçülmesine ve bunamaya yol açabilir.


Tıp literatürü bu belirtileri gösteren ve sadece bir B12 iğnesiyle düzelen kişilerin vaka raporlarıyla doludur. Bunların en çarpıcı olan birisinden, 2003 tarihli bir vakadan örnek vermek isterim. Hayatı boyunca vejetaryen olan bir kadında bir buçuk ay süresince sürekli kötüye giden depresyon durumundan sonra sanrılar ve paranoid duygular başlamış, katatoniye (uyanık ve hayatta olmasına rağmen hiç tepki vermemek, donmak) kadar gitmiş belirtiler. Elektroşok ve antipsikotik ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılıyormuş ki başka bir hastaneye götürülmüş. Orada B12 seviyesi ölçülmüş ve bir iğne yapılmış. Bundan sonra tamamen iyileşmiş ve başka tedaviye gerek kalmamış.


Toplumun beşte ikisinde ciddi B12 eksikliği olduğu tahmin ediliyor. Bunun nedenleri arasında yetersiz beslenme, disbiyosis (bozulmuş bağırsak florası), PPI türü mide ilaçları ve diyabet ilaçları kullanımı bulunuyor. Vejetaryen ve veganların daha da dikkatli olması gerek bu konuda çünkü B12 en çok hayvansal gıdalarda bulunuyor.


Dr. Kelly Brogan


Özet çeviri: Nurçin Çağlar

Sağlıklı Yaşıyoruz®


Kaynak: http://kellybroganmd.com/cure-depression-with-a-vitamin/?utm_content=bufferd4023&utm_medium=social&utm_source=facebook.com&utm_campaign=buffer

Makale 5


 B12 AZALINCA...


Bu “kısa bilgi” Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun Hürriyet gazetesindeki bugünkü köşesinden.  

Maalesef laboratuvar referans aralıkları B12 Vitamini eksikliğinin yayılmasında çok büyük bir etken.  Biz yıllardır B12  Vitaminimizi 800 - 1000 pg/ml aralığında tutmaya çalışıyoruz. Bilgilerini güncelleyebilmiş bir çok doktor da 700 - 1000 aralığında tutulmasını öneriyor.  B12 takviyesi olarak B 12’nin doğal formu olan metilkobalamin formunu tercih ediyoruz.  

Laboratuvar yetkililerine bu referans aralıklarını nasıl hesaplıyorsunuz diye sordum. Cevap çok şaşırtıcı. 

Laboratuvar cihaz ve kitlerini üreten dünyada dört beş büyük firma var. Bu firmalar en az 120 kişiden aldığı tahlil sonuçlarının çan eğrisini çıkararak alt ve üst değerleri hesaplıyormuş.  Bu firmalar yabancı sermayeli firmalar olduğu için bu hesaplamalar da yabancı insanların kan ortalamalarına göre oluyormuş.  

Türkiye’deki laboratuvara verirken “biz şu şekilde hesapladık siz de kendiniz hesaplayın” diye bir not düşüp topu laboratuvara atıyormuş. Laboratuvar da genelde hesaplamayla uğraşmaz, onlar da aynen doktora paslarlarmış. Yani herkes birbirine pas atıp duruyor olan da biz hastalara oluyor. 

Laboratuvarlardaki B12 vitamininde referans aralıkları 160 ile 600 küsurlar arasında olduğu için B12 vitaminiz 180 çıkınca doktorunuz B12 yazmaya çekiniyor. Çünkü o da gelecek müfettişten korkuyor.  Müfettiş “kan değeri referans aralıklarında olan bir hastaya nasıl ilaç yazarsın?” diyecek olsa, verilecek cevabı acaba müfettiş kabul edecek mi? Ama aynı doktor antidepresan hapını hiç çekinmeden yazıyor. Çünkü onun tahlili yok.

Biraz uzun bir giriş oldu ama bu referans aralığı saçmalığını anladığım kadarıyla sizlere aktarmak istedim. Çok yakında bu konuda bir laboratuvar yetkilisi doktorun yazısını paylaşacağız. Rica ettik, hazırlıyor yazıyı.

“B12 AZALINCA...

▪ Unutkanlık
▪ Yorgunluk
▪ Uykusuzluk
▪ Kulak çınlaması
▪ Denge bozukluğu
▪ Ayağa kalkınca baş dönmesi
▪ Odaklanma sorunu
▪ Ayak ve el uyuşması
▪ Kaslarda yorgunluk ve güçsüzlük
▪ Dilde yanma
▪ Kas krampları
▪ İştah bozukluğu
▪ Hızlı kilo alma, zor  kilo verme”

Kaynak: Müftüoğlu, Prof. Dr. Osman, Hürriyet Gazetesi Sayfa 6, 07.05.2018.

Makale 6

BU 10 RAKAM ÇOK MÜHİM!

Bu yazı bugünkü Hürriyet gazetesinde Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun köşesinden.

“Bu 10 rakam çok mühim!

Kan analizlerinizdeki rakamlar çok mühim. Onların “normal” değerlerini ya aklınızda tutun ya da bir kenara not edin. En iyisi bu yazıyı kesip saklayın.

◊ D vitamini: 50’nin üzerinde olmalı (100 ng/ml*)
◊ Demir: 50’nin üzerinde olmalı (Ferritin 60*)
◊ B12 vitamini: 500’ün üzerinde olmalı (800-1000 pg/ml*)
◊ HbA1c: 5.9’un altında olmalı (4,8 - 5,3) 
◊ Açlık şekeri: 100’den az olmalı 

◊ Açlık insülini: 5’ten az olmalı 
 (Hatta 3’ten az) 
◊ İnsülin direnci: 2.5’tan az olmalı (1,23*)
◊ HDL kolesterol: 45’ten yüksek olmalı
◊ Trigliserid: 150’den az olmalı (Ne kadar düşük olursa o kadar iyi*) 
◊ TSH: 2.5’tan az olmalı” (0,35-2,5*)

Sağlılıklı Yaşıyoruz’un takip ettiği bütüncül doktorların “normal” olarak önerdikleri değerler fotoğrafta kırmızı renkte, yazıda parantez içinde (*) olarak belirtilmiştir.

Bu tablodaki bize göre en belirgin yanlış insülin direncidir. İnsülin direnci, açlık şekeri ile açlık insülininin çarpılıp 405’e bölünmesiyle elde edilir. Yani bir formüldür. Bu formüle bir üstte belirtilen değerleri yerleştirecek olursak;

İnsülin direnci = Açlık şekeri 100 x Açlık insülini 5 / 405 = 1,23’ten küçük olması gerekirken 2,5 olarak verilmiştir.

Kaynak: 14 Nisan 2018, Hürriyet, Kelebek, Sayfa 4


MAKALE 7
DEPRESYON İÇİN YARARLI OLDUĞU KANITLANMIŞ BESİN TAKVİYELERİ

Antidepresanlar plasebodan daha etkili değiller. Araştırmalar antidepresanların etkisinin bazı besin takviyeleriyle arttırılabileceğini gösteriyor hatta bazı çalışmalar sadece besin takviyelerinin yeteceği sonucuna varıyor. Balık yağı, D vitamini, metilfolat (bir tür folik asit/B9 vitamini), S-Adenosilmetionin desteklerinin antidepresanların etkisini arttırdığı gösterilmiş.

Zeitschrift Fur Psychologie dergisinde 2014'te yayınlanan bir makalede antidepresanların plasebo etkisi tartışılıyor. Diğer pek çok araştırma da serotonin teorisinin çöktüğünü gösteriyor. Sözü geçen yazıda, antidepresanların depresyonu tedavi etmek yerine insanlar üzerinde biyolojik bir hassasiyet meydana getirerek gelecekte depresyonda olma olasılıklarını arttırdığı söyleniyor.

Özellikle omega 3 ve D vitamini takviyesinin depresyon tedavisinde etkili olduğuna dair pek çok araştırma var.

Antidepresan almadan depresyondan kurtulmak için neler yapılabilir: 

▪️ Gerçek yiyeceklerle beslenin, tüm işlenmiş gıdalardan, şekerden özellikle früktozdan, tahıllardan ve GDO'lu gıdalardan uzak durun. 
▪️ Geleneksel yöntemlerle üretilmiş fermente yiyecek (örneğin ev turşusu) tüketiminizi fazlalaştırın. 
▪️ Yeterli miktarda B12 vitamini alın. 
▪️ D vitamini düzeyinizi optimize edin. 
▪️ Bol miktarda hayvansal omega 3 yağı alın. 
▪️ Tuz tüketiminizi göz önüne alın, depresyonun nedenlerinden biri de sodyum eksikliği. Ancak kesinlikle işlenmiş tuz kullanmayın, kaya tuzu kullanın. 
▪️ Her gün mutlaka egzersiz yapın. 
▪️ Uykunuz yeterli olsun.

Dr. Joseph Mercola @drmercola 

Özet çeviri: Nurçin Çağlar @nurcincaglar 
Sağlıklı Yaşıyoruz® @saglikliyasiyoruzcom 

Sağlıklı Yaşıyoruz notu: 

Biz D Vitaminini 100 ng/ml, B12 Vitaminini 800-1000 pg/ml aralığında tutuyor ve her gün ~2 gram EPA + DHA içeren Omega3 alıyoruz. 

Bu gönderi bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurun. 

Kaynak: https://articles.mercola.com/sites/articles/archive/2016/07/14/depression-supplements-vitamins.aspx

#sağlık #sydepresyon #omega3 #vitamind #vitaminb12